...
"Beklemek en korkunç hali imiş yaşamanın" öyle diyorlar.
Oysa bilmiyorlar:
Seni beklemek: Adını duyarım belki hiç ummadığım bir

dilden" diye eli yüreğinde gezmek.

saadet bayri
Şimdi sen yoksun, avazı çıktığı kadar bağırıyor rüzgar. Penceremi zorluyor yokluğun. Bilsen bu kaçıncı idam mangasıdır döndüğüm. Her seferinde sensizlik vesikam elimde. Düşkünlüğümden aldım iyi hal. 
Bilsen ne çok aradım seni. 
Ben diyeyim yıllar, sen de bir ömür. 
Saymakla biter mi yokluğuna eklenen anlar. 
Soluğunu hisseder mi kefen giyen şu şehir. Bir gülüşün can olur mu yitirilmişliğime.
Söylesene hasretini anlatsam kelimeler kifâyet eder mi? Âh! etsem her nefeste yangınım söner mi? 
Anlatsam şimdi satır satır seni, ben anlattım diyebilir miyim? 
Ya sen, sen anlayabilir misin bu meşakkati?
*
Sen yoksun ya şimdi bütün şehir kefenlendi. Sükutu giyindi ağaçlar. Yeminle kapadı dilini dalgalar.
Tez gelmeye bak sen yinede, ne olur ne olmaz. Bu hasretin sağı solu belli olmaz. Bu gece kelimelerden bir urgan yaptım, acabalar caddesinde volta atmaktayım.
"Yokluğunun neler ettiğini anlatamadım gel gör halimi." deme telaşındayım. 
Sen bilmezsin...
Ben seni beklerken uğruna ne cümleler kurban ettim.
Ben sana ne desem bilmem "can" desem canım yanar. "Dost" desem içim kanar. Sen eskiye benzemez yeniyle tarif edilmezsin. 
Öyle bir bendensin ki elim yüreğimde: Ey dost hoş geldin, safa getirdin. Ey halime hal, ne iyi ettin de bana geldin....
Saadet Bayri


Tanıdığım isimlerin yanına kim olduklarını ekleyebildim. 
Onlar anlattıkları kadar biliyorum sandılar.
Oysa ben kelimelerin sırrını bilirdim
**
Aklınızdan geçenleri bilirdim.Yüreğinizden geçenleride.
Ama siz "Anlatsam mı- Anlatmasam mı?" diye kıvranırdınız.
Acabalarınızdan yakalardım.
**
Acısı kalbe vurmuş sırlar gezinirdi gözlerinizde.
Dilinize değmesinden korktuğunuz itiraflar.Oysa hepsini bilirdim.
Korkmayın diye sormazdım.
saadet bayri
 sen bakınca bir şehirde mutluluk kanatlanırdı. 
en acılı kadınlarıın içine aniden bir ferahlık düşerdi.
küçük bir çocuk kaybettiği bez bebeğini bulur gülerdi.
sen ki gülünce kelebeklere bir gün daha verilirdi.
kirpiklerimden damla damla huzur dökülür, yanaklarım al al olurdu.
ve sen gidince..
yıldızlar kayardı gökyüzünden…  bu şehir zifiri karanlığa düşecek diye korkardım. 
bütün çocuklar uykuya dalar ve bir sessizlik sarardı geceyi
yalnızlık çığlık çığlığa saçlarını yolar, ellerim üşürdü
umudum seni bulmak için şehri terk eder
Güneş doğmak için umudu beklerdi.
saadet bayri

Belki öylesine gelip geçiyordun kapımdan
Hiç bakmadan etrafına
Hiç umursamadan iğde ağaçlarının kokusunu. 
Kedilerin asil yürüyüşüne bakıp, tebessüm etmeden hem de
Tüm sözleri çam ağaçlarının dallarına asmıştın geçerken
Dostların dünlere emanet verilmiş
Sevdaları masallarda okuyarak geçiyordun tüm anların içinden
Dedim ya belki öylesine geçiyordun tüm günlerin içinden. 
Öyle bir günde, öyle bir anda geçtin ki ömrümden
Ve ben öylesine sevmiş bulundum seni.
Artık bende tıpkı senin gibi
Öylesine geçiyorum tüm gözlerin önünden. 
Ama öylesine..
saadet bayri
"Dışarısı eylül kokuyor."demiş şair.
Benim için hasret. Burnumu yakan bir iyot kokusu. 
Arka sokaktan geçiyor ölüm, ayak sesleri çok tanıdık.
Senin haberin yok her gece yağmur yağıyor karanlığa ve gece sırılsıklam. 
Damlalarında kastı var. 
Ağaç dallarına asılıp "ha düştü ha düşecek" yüreğim ağzımda bekliyorum. 
Bu ara ben her işareti senden biliyorum. 
Rüzgar sert esiyor, senin işin diyorum. Ağzımda kekremsi bir acı. 
Bir fısıltı tüm meczupların dilinde. 
Adını söylüyor bir anne yanında ki çocuğa...
Bu ara her şey senden bahsediyor Ama sen yine de
Hoş gör bu halimi aşktandır aşktan ve geçer birazdan.
Saadet Bayri
Mesafeler engel değilmiş; aşka ve sevdaya..
 Yine hafakanlar bastı içimi. Şimdi ne demeli? Kime neden kızmalı?
Hani “Gözden ırak olan, gönülden de ıraktı”. Yıllarca yalan mı söylediler bize? Giden sevgilinin ardından yaş dökerken, “unutur seni oralarda” diyenlere inanırken.
 Zamanla ne değişti de, mesafeler engel olmaktan çıkıp, yüreklerimize zeytin dalı uzattı.
Yani bütün mesele telefon ve internet mi idi?
Eskideki âşıklar teknolojiye kurban mı edildi?
Hangisine inanmalıyım. Mesafelere yenilen âşıklara mı? Uzaklığa direnen aşklara mı? Hiç görmeden bir ömür bekleyen kara sevdalılara mı?
Söyler misin hangisini değirmeliyim bahtıma?
Hangisini neden etmeliyim olmayışına. Kimi yalancı çıkarmalıyım. Dönüşü olmayan gidişine neyi bahane etmeliyim?
**
Tamam engel olmasın mesafeler hiçbir şeye..
Ağlıyorum şimdi gidişine, olmayışına, mesafelere..
Hissediyor musun?  Sebepsiz ıslandı mı yanakların? İçin bir anda sıkıldı mı? “İçimde bir his var.” dedin mi mesela? Kalkıp oraya buraya yürüdün mü nedensiz, amaçsız öylesine?
Bana sorarsan mesafeler  aşka engel değil. Aşka aşıklar engel.
Mesela ben yanarken sana şimdi, sen üşüyorsun oralarda. Ben ağlarken içli içli, sen gülüyorsun belki şen kahkahanla.
Ulaşmak isterken, uzaklığın dikiliyor karşıma. Elindeki neşteri sallıyor en geçmez yarama.
Söylenmesi gereken bir çok şey yazılıp siliniyor sonra. Oysa her şey bir "gönder" tuşu kadar yakın. Ama "vazgeç" tuşu kadar uzak..
Söyle bu mesafeler kime engel şimdi..
(saadet bayri)

Herkes geçer diyor.. geçer mi Olric?
Herkes ne bilir acımı, herkes ne bilsin acımızı..
Yaşar gibi yapmaktan, özlemez gibi yapmaktan,
İyiymiş gibi yapmaktan, nefes alıp onu içimde tutmaktan,
O nefeste boğulmaktan sıkıldım..
...Ki nefessizlikten değil, nefesten boğulmaktır marifetimiz Olric.
- Evet efendimiz

- Bana katıldığını bilmek güzel. Arada ses vermen güzel.
"İçimin sesi de olmasa, ölürüm yalnızlıktan.."


*Oğuz Atay/ Tutunamayanlar
Bir elimde kahve
Bir elimde kitap
    Karşımda deniz
   Alabildiğine mavi her yer
Ahh
 AŞK mavi
 Sabah mavi 
Huzur mavi
Hafif bir esinti ve iyot kokusu
Kulağımda dalgaların ıslık sesi
   Umrumdamı şimdi yaşamak yada yaşayamama korkusu
(saadet Bayri)
Her sabah beraber uyanıyoruz seninle, ayrı bir şehirde aynı güne. Önce kalkar kalkmaz neler yapabileceğini düşünüyorum.
Muzip bir tebessüm beliriyor yüzümde. Elindeki bardağı düşürürken görünce, “aklından geçtim” diyorum ve “oh oldu” derken yakalıyorum kendimi.
Hşşşşşşt diyor bir ses arkadan, gülünmez öyle her şeye kahkahalarla... Çok duyduğum sözleri arşive alıyorum. Ben bugünlerde başka bir an yaşıyorum
Derken perdeleri aralıyorum. Malum yaz, gökyüzü en güzel haliyle göz kırpıyor. Bu hayatı senin için değil, benim için seviyorum.
Lodos esiyor efil efil… İçimdeki tüm kavaklar raksa duruyor. Dilimde en son dinlediğim şarkı..
Ay bana bugünlerde bir aşklar oluyor. 
Yüreğimin son hallerine “çarpıntı” dedi doktor. Ben onun adını duyduğumdan beri böyleyim dedim, psikiyatra sevkimi istedi. Güldüm.
Her halim uyuyor sanırım, tuhaf tuhaf baktı yüzüme.
Deli işte doktor amca deli karışma gerisine..